Anne marul al

 

-Anne marul al.                                                                                                   -Kızım evde var.

-Benim babam uzakta gelmez geri. Ama seninki gelir.                                -Hayır, benim babamda uzakta. Gelmeyecek.                                                                                                                                 -Sen git o zaman.                                                                                                        -Sen de git babanın yanına.

Çocuk olmak istiyorum. Olmayacak duaya âmin demek gibi. Akıntı senden güçlüyken boşa çekilen kürek gibi.

Dışarı çıktığında biraz kulak ver onlara, ya da ailede varsa dünyanın çokta farkında olmayan saf bir melek, sadece gözlemle biraz. Dinle söylediklerini, boşa gönderilmediler dünyaya, fark et ki hiçbir şey boş değil aslında bu dünyada. Tesadüfte yok.

Gözyaşlarımı saklayamadığım anlardan birinde “Anne bu abla ağlıyor” diye annesine haber verende bir çocuk. Sonra gelip bir daha ağlamamam için öpende. Ya da bu dünyanın koşturmacasına düştüğüm anlardan birinde yanımdan “Anne marul al” diye geçen de bir çocuk. Yavrum evladım çikolata, dondurma, şeker istesene annenden, kuzu musun sen? Ya da dedesini (öldüğünü söylememe gerek olmadığını düşündüğüm) babasının yanına yollamak isteyen de bir çocuk. Hastane de sıkıntılı bekleyişin ortasında hiçbir şeyin farkında olmayan çocuğun sözleri güldürdü bizi. Bizler; büyükler olarak “Allah gecinden versin” dedik.

İşte büyümüştük. Elindeyse büyüme güzel çocuk. Olmayacak duaya âmin demek gibi. Akıntı senden güçlüyken boşa çekilen kürek gibi.

Farkına varmayalım diyoruz, hissetmeyelim. Çocuk olalım diyoruz gizli gizli. Yıllar geçtikçe o günlere dönüşümüz de bu içimizde kalan saklı istekten değil mi zaten?  Yaş ilerledikçe dönüyoruz çocukluğumuza. İhtiyarlayınca insanın süt dişleri çıkarmış tekrar, bilmem doğru mudur, efsane midir?

Yazıma başlarken istedim ki gülümsemeler kalsın dudaklarda. Gülümsemenizi mutlu olmanızı istiyorum yaşananlara inat, tıpkı bir çocuk gibi. “ Anne bana marul al” diyerek başladım yine güzel bir çocukla olan anımla bitiriyorum. Üç saat seninle konuşmayacağım dediğim çocuk yanıma geldi sandım ki özür dileyecek, kendini affettirecek. Üç saat derken başparmağım ve diğer iki parmağımla üçü göstermiştim. Geldi yanıma ve “Bu üç mü?” dedi. Bilmediğini düşündüm sence dedim. Başparmağımı kapattı, yüzük parmağımı açtı “BU ÜÇ” dedi. Başparmak küçüktü; diğer iki parmağın yanında üç sayılmıyordu Eren için.

Sizlerde paylaşır mısınız benimle? Paylaşacaklarınız yoksa ya da aklınıza gelmiyorsa çocukları gözlemleyip ilk yaşadığınızı paylaşır mısınız benimle? Daha nice gülümsemeler olsun burada.

Sevdiklerinizle ve sağlıcakla kalın…

                                                                                                                  Gülşah GÖZAÇAN

Yorumlar
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir!

3.26 Copyright (C) 2008 Compojoom.com / Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."






Facebook Sayfası

Üye Girişi



Haber Ver !

Gaziantep 'de yapılacak olan her etkinlikden haberdar olmak isterseniz e-posta adresinizi yazarak Gaziantep Sosyete Etkinlik Haberlerine abone olabilirsiniz.







Hava Durumu

GAZIANTEP

Önemli Linkler

Twitter Sayfası

twitter_icon
JoomlaWatch Stats 1.2.10_01 by Matej Koval